8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

11 Mart 2017, 14:40
Bu makale 183 kez okundu
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

 Kadınlar Gününün Tarihçesi Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi. 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması ise 1970'lere rastlar.

Kadınlar Günü Kadına Ne Kazandırıyor? 8 Mart geliyor, yine bir kadınlar günü daha kutlanacak. İnsanlar kadınları, sorunları konuşacak ve tartışacaklar. Kadının daha da özgür olması için örgütlemeye teşvik edecekler!

Bayan kardeşlerimiz bilsinler ki bunların hepsi hamasi ve aldatmaca nutuklardır. Eğer kadın özgürleşecekse, bunu, Marksist ve materyalist bir düşüncenin arzu ettiği şekilde evinden ve erkeğinden uzaklaşarak değil, aksine İslam’ın istediği şekilde evine ve erkeğine daha da yakınlaşarak başaracaktır.

Kuran-ı Kerim'de belirtildiği gibi insan olma bakımından, dini ve hukuki açıdan kadın ve erkek aynı haklar ve imtiyazlara muhatap olmasına rağmen, cinsler arasında mutlak bir eşitlikten söz edebilmek mümkün değildir. (Hucurat, 35) Erkeğin sorumluluklarının daha fazla olması, ona kadın üzerinde daha fazla hak ve yetkiye sahip olmasına neden olmuştur. Nitekim Kuran-ı Kerim’de bu durum “Erkeklerin kadınlar üzerinde ve kadınların erkekler üzerinde hakları vardır. Yalnız erkekler için onlar üzerinde bir derece vardır.”( Bakara, 228) ifadesiyle açıklanmaktadır. Ancak bu durum kadının aile içinde ve toplumda ikinci planda olması veya birey olma özelliğini yitirmesi manalarına gelmemektedir. İslam’da önemli olan cinsiyet değil, kul olarak Allah karşısındaki durumudur. “Şüphesiz Allah katında sizin en üstününüz O’ndan (Allah’tan) en çok korkanınızdır.” (Hucurat,13) ayeti bu konuya nihai noktayı koymaktadır.

İslama Göre, Bir Gün Değil, Her Gün Kadınlar Günüdür

Gerçek şu ki; kadın, gerçek yerini İslâm’da bulmuştur. İslamiyet ile kadın vakar, şeref ve sosyal statü kazanmıştır, iktisadi ve hukuki hakları garanti altına alınmış, kadının evlat, eş ve anne olarak statüsü yükseltilerek erkeğin sahip olduğu birçok hak ve imtiyazlar verilmiştir.

Sevgili Peygamber (s.a.v) Veda Hutbesinde: “Ey insanlar! Kadınlarınız üzerinde hakkınız, kadınlarınızın da sizin üzerinde hakları vardır.” diyerek, daha yedinci yüzyılda, kadınların haklarını ilk olarak açıklamıştı.

Yine Muaviye İbni Cahime es- Selemi (r.a)’den rivayet edilmiştir. O Rasulullah (s.a.v)’a gelerek:

“Ey Allah’ın Rasulu savaşa katılmak istiyorum. Bu işi sizinle istişare etmeye geldim.” dedi:

Bunun üzerine Rasulullah:

“Annen sağ mı?” diye sordu. O da

“Evet” deyince; Rasulullah buyurdu:

“Öyleyse annene hizmet et, çünkü cennet annelerin ayağı altındadır.” (İbni Mace, Cihad, 12)

buyurarak kadına cennet gibi bir değeri bahşetmiştir.

Gelelim günümüze;

Kadını korumak, kadına yönelik şiddetin önlenmesi noktasında birçok çalışmalar, hukuki düzenlemeler yapılıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sivil kurum ve kuruluşlar bu sorunun üzerine çok fazla yoğunlaşıyor ve çözüm odaklı çalışmalar yapılıyor. Dayakçı kocaya cezalar veriliyor, belli bir süre evden uzaklaştırılıyor, kadın koruma altına alınıyor. Vs.

İlginçtir bütün bu çalışmalar, şiddet ve cinayetleri ortadan kaldırmaya yetmiyor ve kadınlar sokak ortasında katlediliyor. Kadın cinayetleri aralıksız devam ediyor. Gün olmasın ki sokak ortasında bir kadın bıçaklanmasın, kurşunlanmasın. Hem de bütün dünyanın gözü önünde.

Hayat, ölüm ve ölüm ötesine dair sorumluluk taşımayan, onlar hakkındaki bilgilere kulak tıkayıp mahşerdeki hesaba inanmayan bir kişiyi hangi yöntemlerle cinayet işlemekten ve şiddete yönelmekten vazgeçirebilirsiniz ki?

8 Mart dünya kadınlar günü arefesindeyiz. Haberleri izliyorum. Bir kadın yüzü gözü dağıtılmış olarak sözde kocası tarafından dövülmüş ve içeri hapsedilip üzerine kapı kilitlenmiştir. Üstelik bu bayan 2 aylık hamile. Ancak belediyenin yardımıyla bu kadın kurtulabildi.

Kanım donuyor ve insanlığımdan utanıyorum. Her ne olursa olsun bir bayana bu zulüm reva görülmemeli. Biz neyi ihmal ettik, nerede yanlış yaptık ki insanlar bu kadar zalim oldu.

Aslında bunu sebebini çok iyi biliyoruz. Kadın ve erkek olarak Kur’an eksenli bir hayat yaşamazsak, dinimizi yaşamayı öncelik sırasına göre yüzüncü sıraya koyarsak olacağı budur. Eğer Rabbimizin şu ilahi ikazını bilseydik ve uysaydık toplum olarak bu hale hiç gelir miydik? İşte ilahi ikaz;

30- “Şüphesiz sen de öleceksin, muhakkak onlar da öleceklerdir!

31- Sonra gerçekten de siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olacaksınız.” (Zümer 30,31)

Gelin bu ihmalimizin telafisi için Rabbimize şöyle dua edelim.

Allah’ım! Kendi lütfunla bize hidayet ver de senin bizden istediğin imana sahih olalım. Sana gerçek manada bir kul olalım. Böylece rızana kavuşarak cenette dahil olalım. İnşallah

Selam ve dua ile.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.


    Tümü Anket
    FATİH ERKOÇ SİZCE BAŞARILI MI? BAŞARISIZ MI

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Arşiv