ELEŞTİRİ VE ÇOK SESLİLİK DEMOKRASİNİN RUHUDUR

05 Haziran 2018, 09:49
Bu makale 1468 kez okundu
ELEŞTİRİ VE ÇOK SESLİLİK         DEMOKRASİNİN RUHUDUR
Mustafa Okumuş

         Eleştirilmek, bunu kabullenmek, eleştiriye açık olmak kuşkusuz bir olgunluk ve hoşgörü erdemidir. Kendini aşamayan, sorgulamayan kişilerden bu özveri ve hoşgörüyü bekleyemeyiz.

       Genelde eğitim sistemimiz içinde insanlarımıza özgürce düşünme, ifade etme, doğrucu bir gelişme ortamı sunamıyoruz. Yasakçı, dar ufuklu bir yaklaşımla suskun ve tepkisiz insan tipi yetiştiriyoruz.

Bu kalıbın sınırlarını zorlayanları bu yüzden pek hoş karşılayamıyoruz. Suskunlukla-terbiyeyi özdeşleştirme yanlışlığına pirim veriyoruz. Ama ulu-orta nedenlerle alkışlanmak, pohpohlanmak hoşumuza gidiyor. Gerçeklerse rahatsız ediyor. Çünkü kendimize göre bir doğrumuz var. İstiyoruz ki sorgulamadan herkes aynen kabul etsin. O nedenle aileden ülke geneline kadar söz ve otorite sahiplerince sorgulayanlar pek hoş karşılanmazlar. Bu yüzden yalaka tipler, beli kemiksizler daha çok itibar görürler.

Eleştiriye kapalı buna alışık olmayan erkekler için her şeyi tozpembe gösterenler daha çekici oluyorlar. Böylece hastalıklar, hatalar saklandıkça iştahla gelişme ortamı buluyor. Ülke sorunları son ana kadar sahipsiz ve çözümsüz kalıyor. “Allah Kerim” yaklaşımı bize zaman ve kaynak kaybettiriyor. Mızrak çuvala sığmaz olunca iş-işten geçiyor ve çözüm de zorlaşıyor.

Demokrasinin en sadık dostu şeffaflıktır, (açıklık) elbette. Açıklık ilkesini söylem olarak herkes benimsiyor, hatta savunuyorlar. Ama eyleme gelince demokratça tavırlar sergileyemiyor, içtenliğimize gölge düşürüyoruz.

Ülkemizin geleceği, gelişimi demokrasimizin yerli-yerine oturması, demokratlığımıza ve demokratik bir eğitim almamıza bağlıdır, bence. Hangi mevkide, konumda olursa-olsun yönetenlerin de eksiği-yanılgıları olacaktır. Önemli olan bunu içtenlikle kabullenebilmektir.

Eleştirmek ve eleştirilmek demokrasinin olmazsa olmazıdır. Demokrasi bir açıklık rejimidir. Bir o kadar da hoşgörü ve tahammül gerektirir. Konumu ve yetkisi ne olursa-olsun, kişiler bu ülkenin hizmetinde olduklarını unutmamalı. Hiçbir yetkili (seçilmiş olsun, atanmış olsun) milletten daha üstün değildir. Gerektiğinde hesap vermekten kaçamaz, kaçmamalı da.

Kuşkusuz her eleştiri haklı, eleştirilen de suçlu değildir. Özellikle yanlılık, duygusallık eleştiriye baştan gölge düşürür. Yapıcı bir eleştiri öncelikle olumluları da görmezlikten gelmemeli. Aksi halde inandırıcılığını yitirir.

Eleştirilenlerin de duygusal tepkileri suçluluk telaşına bağlanabilir ve kuşkuyu üzerlerine çekerler. Ne demiş atalar: “Ateş olmayan yerden duman tütmez.” Olumlu ve yapıcı eleştirilerde saygılı-yapıcı bir üslup kullanılmalıdır. Bu da eleştirilenlerin yanlıştan dönmelerini sağlar. Yapıcı eleştiri demokrasinin de demokratlığın da gereğidir.

Hatasızlık Yaradan’a özgüdür. Her ne konumda olursak-olalım, iş yapılan yerde yanılgı kaçınılmaz bir sonuçtur. Önemli olan eleştiriye kulak vermek ve de hatadan dönmesini bilme olgunluğudur.

Eleştiri çağdaş demokrasinin en etkin aracıdır. Sorunların çözümünün en sağlıklı yolu ve de itici gücüdür bence.

 

banner658

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner654
    banner657
    Tümü Anket
    Dondurma Festivali Beklentilerinizi Karşıladı mı?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Arşiv