Erken doğum ve anne psikolojisi

12 Haziran 2018, 11:46
Bu makale 4496 kez okundu
Erken doğum ve anne psikolojisi
Opr. Dr. Ahmet Hakan Bayazıt

 Gebelik süreci boyunca her şey normal seyrindeyken, hiçbir komplikasyon ve erken doğum belirtisi görülmüyorken, minik mucize neden ansızın gelmeye karar verir? Son zamanlarda tıp alanında yaşanan baş döndürücü gelişmelere rağmen halen erken doğumun neden, nasıl ve hangi sebeplerle başladığı tam olarak açıklanamadı. Eğer açıklanabilseydi, gece aniden “doğum var” telefonuyla hastaneye koşmazdık değil mi? ? Bu sebeple ne yazık ki hiçbir gebemize “bunu yaparsan, şunu yapmazsan erken doğum olmaz” gibi cümleleri asla kuramıyoruz.  


Bir risk faktörü bulunmuyorken dahi karşımıza çıkabilen erken doğumlar, tüm doğumların %9-10’ unu oluşturuyor. Yani basit bir hesap yapacak olursak her 10 doğumdan 1’i 37. haftadan önce ‘erken’ sonlanıyor. Gebelik şekeri, gebelik tansiyonu, rahim şekil anomalileri, rahim ağzı ameliyatları, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, çoğul gebelik varlığı ve sigara kullanımı gibi bilinen risk faktörlerinin hiçbirinin görülmediği gebeliklerde dahi ne yazık ki erken doğum yaşanabiliyor.


Erken doğum belirtilerinden şüphelenildiğinde dikkat edilmesi gereken iki önemli noktaya değinmek istiyorum. Birincisi anne adayı yeni ve her zamankinden farklı şikayetlerini mutlaka dikkate almalı. Önlenebileceği halde önlenememiş erken doğumların en büyük sebebi, anne adayının geçer düşüncesiyle durumunu fazla önemsemeyip doktoruna başvurmakta geç kalmasıdır. Mesela rutin aralıklarla gelen ve hiçbir pozisyonda değişmeyen/azalmayan ağrılar mutlaka bir kontrol gerektirir. Daha önce görülmemiş çamaşır ıslaklıkları da öyle, leke şeklinde de olsa vajinal kanamalarda da aynı şekilde kontrol edilmesi gerekir.

İkinci ve asıl önemli olan nokta ise her ne kadar istemesek de olası bir erken doğum durumunda o an 37. haftaya ne kadar yakın olduğumuz… Günümüz ileri tıp teknolojilerinde 24. haftadan sonraki doğumlarda özenli ve dikkatli bakımlarla yenidoğanlarımız sorunsuz bir şekilde yaşayabiliyor olsalar da tabii ki her zaman amaçlanan, yıpratıcı kuvöz süreçlerinden mümkün olduğunca uzak kalabilmek. Erken doğumun gerçekleştiği dönemde 37. haftaya ne kadar yakın olabilirsek bebeğimize yapılan tedavi gereksinimi de o kadar azalır, kuvöz gün sayımız düşer ve anne karnında bekletebildiğimiz her 1 gün, kuvözdeki süreden 1 gün hatta 1 günden de fazlasının eksilmesini sağlar.

Unutmayın ki; erken doğumdan, kuvözden korkarak uzak kalmaya çalışırken psikolojiyi rahatlatacak tek dayanak, her zaman sizden daha kötü durumda birilerinin var olduğunu düşünmek olmalıdır.

Tüm anne adaylarına tavsiyem kendinizi seviniz psikolojı bozmayın hayattan zevk alınız sağlıklı ve mutlu yaşayınız.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner666
    Tümü Anket
    Kahramanmaraş' ın en başarılı Belediye Başkanı kim?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Arşiv

    banner682

    banner669

    banner668

    banner683