OSMANLI TORUNLARI TOPRAKLARINA KAVUŞUYOR

Kahramanmaraş Yörük Türkmen Derneği Başkanı Ali Aydın, Türkmenlere verilecek olan vatandaşlığa ilişkin, “Türkiye sınırları dışında kalmış, Osmanlı torunları yeniden topraklarına kavuşacak” dedi.

14 Ağustos 2020 Cuma 01:39
Bu haber 1239 kez okundu
OSMANLI TORUNLARI TOPRAKLARINA KAVUŞUYOR
OSMANLI TORUNLARI TOPRAKLARINA KAVUŞUYOR Kahramanmaraş Yörük Türkmen Derneği Başkanı Ali Aydın, Türkmenlere verilecek olan vatandaşlığa ilişkin, “Türkiye sınırları dışında kalmış, Osmanlı torunları yeniden topraklarına kavuşacak” dedi. Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşanan şiddetli patlama sonrası bölgede incelemelerde bulunan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, "Ben Türk'üm, Türkmen'im deyip de vatandaşlığı olmayan ve vatandaşlık almak isteyen kardeşlerimize de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını vereceğiz" sözleri sonrası duyduğu minneti yayımladığı mesaj ile ifade eden Ali Aydın, şu ifadelere yer verdi: TÜM TÜRKLER TÜRKİYE’NİN DOĞAL VATANDAŞI OLMALIDIR “Yakın zamanda Lübnan’da yaşanan felaketi yüreğimizde hissediyor ve Lübnanlı kardeşlerimize başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yaşanan bu elim hadise sonrasında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Lübnan’a yaptıkları ziyarette camiamızı da heyecanlandıran açıklamalar yapmıştır. Kendisi de bir Yörük çocuğu olan Çavuşoğlu Lübnan’da yaşayan ve kendisine Türkmen diyen herkese Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verebileceklerini ifade ettiler. LÜBNAN’DA UNUTULAN TÜRKLER Türkiye sınırları dışında kalmış, dünyaya gözlerini başka vatandaşları olarak açan Osmanlı torunlarının, Anadolu’nun yitik çocuklarının hayat hikâyesi aslında çok eskilere dayanıyor. Türkler, Lübnan’da yaklaşık bin senedir hem idâreci hem toplum olarak yaşıyor. IX. yüzyılın son çeyreğinde ilk kez bir Türk devleti Tolunoğulları’nın hâkimiyetine geçen Lübnan, kısa süreli ve istikrarsız Selçuklu hâkimiyeti (1078-1117) döneminde yaklaşık 15 bin Türkmen buraya yerleştirildi. Memlûklar, XIV. yüzyıl başlarında bölgeye bazı Türk aşiretlerini yerleştirdi. Lübnan, 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Suriye-Mısır seferi sırasında Osmanlı hâkimiyetine girdi. Yine bu dönemde hac yolunu korumak gayesiyle Suriye ve Lübnan’a bazı Türk aşiretleri yerleştirildi. Lübnan, 1918 Ekim başında İtilaf kuvvetlerince işgal edildi. 1900’lerin başından zulümden kaçıp Lübnan’a yerleşen Girit Türkleri hala yüreğimizin hazin hikayesidir. FİLİSTİNDE, ÜRDÜN’DE YEMEN’DE, MISIR’DA SURİYE’DE CEZAYİR’DE, TUNUS’DA, LİBYA’DA ve DÜNYANIN HER YERİNDE TÜRKMENLER VAR Türklük bir kaderdir ve kaderimiz cihanşümul bir ülküye dönüşmüştür. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin mutlaka Türklerle karşılaşırsınız. Balkanlarda yaşayan Yörük Türkmenler son zamanlarda daha fazla kamuoyunca bilinmeye ve tanınmaya başladıysa da esas bilinmeyen Afrika ve Ortadoğu’daki Türkmen aşiretlerdir. Osmanlı askerinin Ürdün’ü terk ettiği ve Turkiye yoluna koyulduğu haberini alan Aydın’ın Karatekeli Yörüklerinin, denklerini can havliyle toplayıp, çocukları sırtlayıp askerin peşine takıldığını, Şam’a kadar geldikleri halde Osmanlı askerinin Ürdün’de yeniden Türk hakimiyetinin kurulacağını söylemesi üzerine geri döndüklerini unutmamamız gerekiyor. Osmanlı çekildikten sonra düzenin bozulmasından korkan Yemenli devlet adamlarının ricası üzere birçok Osmanlı devlet adamının aileleriyle birlikte Yemen’de kaldıklarını aklımızdan çıkarmayalım. Ragıp Paşa’nın kızı Şehriyar bugün bile hala Türkçe öğrenme sevdasında. Yine 869 Tolunoğulları hakimiyetinden sonra 1000 yıldan fazla Türk hakimiyetinde kalmış Mısır’ın hali bugün içler acısı. Mısır’da halen Arapça kelimelere karışmış onlarca Türkçe kelime ile karşılaşabilirsiniz. Kahire ve İskenderiye’de yaşayan paşa, mutasarrıf, şeyhülislam torunlarının olduğunu unutmayalım.Cezayir’i Osmanlı topraklarına katan Barbaros’un orada evlenip barklanmış leventlerini hep hatırlayalım. Cezayir’e bugün bile giderseniz, soy isimleri Fransızlar tarafından zorla değiştirildiği halde, tanıştığınızda adının Kılıçali olduğunu üstüne basa basa söyleyen ya da soyadım Rahman değil ‘Türki’dir diyenlerle sıkça karşılaşırsınız. Yine Tunus’ta eski kahvelerde, mavi balkonlu evlerde, bir fotoğrafçının stüdyo duvarlarında her an bir Türk’e denk gelebilirsiniz. Libya’da bir Türk’ün gezdiğini duyarlarsa ellerinde Osmanlı pasaportu, padişah tuğralı fermanlar ve Türkiye’den gelen akraba mektuplarıyla çıkar karşınıza bulurlar sizi. Ya Tolunoğulları, Ihşitler, Eyyubiler, Memluklarda Türk askeri ile yanyana çarpışan Sudanlıları nasıl unutacağız. Hartum’a giderseniz kendisini hiç Sudanlı olarak tanımlamamış, açık teninden dolayı Sudanlı olarak da görülmemiş Fethiye Yusuf’la karşılaştığınızda ne düşünürsünüz.? PEKİ ETİYOPYA’DAKİ İNCİ DİŞLİ, GÜLER YÜZLÜ HARAR TÜRKLERİ’Nİ NASIL AKLIMIZDAN ÇIKARIRIZ? 1071 Malazgirt’den çok daha önce Filistin’e yerleşen Oğuz boylarını çoğumuz bilmez bile. 40’dan fazla köyün Oğuz boylarının isimleriyle yerleşik olduğunu çok azımız bilir. Tıpkı Anadolu’nun herhangi bir köyü gibi. O yüzden biz Kudüs davasını da Filistin davasını da Türkistanlılığın bir gereği olarak görürüz. Irak ve Suriye’yi hiç saymıyoruz bile. Oraları zaten Türkmen. ÇAVUŞOĞLU’NA TEŞEKKÜRLER İşte tam da bu yaralarımızın depreştiği bir zamanda Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun ‘kendisine Türkmen diyen herkese vatandaşlık vermeye hazırız’ sözleri bizi gururlandırmıştır. Varolsun. Büyük devlet olmak, Anavatan olmak, Türk’ün mirascısı olmak da bunu gerektirir. Biz diyoruz ki Dünyanın neresinde olursa olsun kendisine Yörük Türkmen diyen herkes doğal olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabilmelidir. Çifte vatandaşlık uygulamasına tabi olmalıdırlar. Bu hak Uygur Türkleri için de mutlaka sağlanabilmelidir. Ve bir problem olduğunda Devletimiz; dünyanın neresinde olursa olsun bu vatandaşlarının haklarının hukuken sahibi olabilmelidir. İşte o zaman Kızılelma’yı da Turan’ı da, Türkistanlılığı da gerçekleştirmiş oluruz. TÜRKLER YAŞADIKLARI YERLERE SAHİP ÇIKMALIDIR Ancak bu vatandaşlık verme işi Türklerin yaşadıkları yeri terk etmeleri anlamına gelmemelidir. Aksine Türkler Dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın yurtlarına, yuvalarına sahip çıkmalıdırlar. Bu Türklüklerinin gereğidir. Türkistanlılık ruhu, Türk İslam medeniyeti anlayışı, cihanşumul devlet anlayışı bunu gerektirir. Bulundukları yeri Türkleştirme, İslamlaştırma gayreti bir gün ‘beklenen’i onlara kavuşturacaktır. Tüm Türk Dünyasına selam ediyoruz. Anadolu’da Yörük çadırlarında dumanın hala tüttüğünü bilmelerini istiyoruz.” Haber Merkezi Kahramanmaraş Manşet Gazetesi marasmedyamerkezi.com kahramanmarasspor.com maraşhaberler.com özürdilerim.com sütçüimam.com dulkadiroğlu.com fatiherkoç.com onikişubat.com 46haber.com www.marasmedya.com

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Tümü Anket
    Havaalanı kavşağın da hangi anıt olsun ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Arşiv

    banner855

    banner854

    banner687

    banner830

    banner850

    banner853

    banner747